Blog

Tardigradlar (Su Ayıları)

Sitemin bu bölümünde Blog altında çeşitli yazılar ve bölüm konularına göre düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.İlk konu olarak ve İnsanoğlunuda hayrete düşüren bir minik canlı hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu canlı Tardigratlar diğer adıyla Su Ayıları olarakta geçmektedir.v Peki bu su ayıları kimdir ? Nedir ? Neden bilim bu minik canlılar için ölümsüz demistir ?

Tardigradlar aslında hayatımızın hemen hemen her yerinde su olan her damlanın içinde bulunabilmektedirler. Yapılan araştırmalar Tardigratlarla ilgili halen sırlarını korumaktadır. Mikroskobik bir canlı olmasına karşın omurgasız hayvanlar sınıfına girmektedir. Çok küçük olmalarına karşın inanılmaz ortam koşullarına ayak uydurabilmektedirler. Bilinen 960 türü bulunmaktadır. Aklınıza gelebilecek her yerde bulunurlar. Bunlar susuz bölgelerden, denizlerin en derin ve soğuk yerlerinden tutunda radyasyonu yüksek ortamlara, atmosferin üst katmalarına kadar olan bölgelerde rahatlıkla yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Yapısına bakıcak olursak iki gözüi beyni ve sindirim sistemi olması yanında kalp ve akciğerleri bulunmamaktadır. Kuru ortamlarda ise kendini büzüp sıkıştırarak dokularında bulunan suyu buharlaştırıp oksijen tüketimini nerdeyse durduran bir yapısı vardır ki buda bulunduğu ortama ne kadar iyi adaptasyon yeteneği olduğunu bizlere göstermektedir. Devamını oku...

Hayal Gücümüz ve Yapamadıklarımız

Merhabalar...

Şimdi bir çoğunuz belkide diyeceksiniz benim hayal gücüm geniş zaten, niye bunları bize anlatıyorsun...

Eminim öyledir, geniştir yada kişi düşündüğü gibi kendini öylede sanabilmektedir. Ama iyi kötü herkesin bir hayal gücü vardır zaten. Esas sorun kendi ülkemizde bunu kullanamamakta. Dikkat edin televizyonda bir çok ekstrem aktivitelerde örneğin tek tekerlekli bir bisiklet tekerleği ile dağın zirvesinden tutunda, yenilikçi yaratıcı basit mekanik buluşlara kadar olan bir çok videoların yurtdışı menşeli olduğunu görmekteyiz. İyi de nüfusumuzun yarısına yakın bir genç kesimden neden böyle yaratıcı buluşlar çıkamamakta ?

Çoğu insanla bunun en kolay ve bana göre kaçamak cevabı olan paraya bağlarlar. İşte o ülkelerin olanakları daha fazla bizde de o olanaklar olsa alalarını yaparız falan filan gibi. Hayal gücü için olanağa ihtiyacınız yoktur. Bu tamamen beyin nöronlarımızın nasıl birbirleriyle etkileştiğiyle alakalıdır.

Peki neden ?

Eksik ne ?

Çok mu tembeliz, genlerimizde mi yok, hazırcılık daha mı işimize geliyor... Devamını oku...

Doğadaki İnsanlar Neden Mutludur

Herkese Merhabalar!!!

Bugün doğa insanları ile şehir insanlarının kendimce farklılıklarını anlatmaya, paylaşmaya çalışacağım.

Peki nedir bu doğa insanı ile şehir insanı ? Yada bu ayırım nedir ?

Ben insaları iki türe ayırıyorum.

• Parası olupta ot gibi yaşayanlar, (yada yapmak istediklerini cesaret edemeyenler de diyebiliriz ). Ama çoğunluk moton ve farkındalığı olmadan yaşayanlar olarak sıralıyabilirim

• Bir diğeri ise orta halli, yada orta halin altında ama kafasındaki bir çok şeyi gerçekleştirebilen, kısacası zamanın bir çoğunu sorgulayarak, bölge ziyareti yaparak, doğanın içinde vakit geçirerek faal bir şekilde yaşayan ve bir çok insan tarafındanda , o zengin diye nitelendirdiğimiz ama robot gibi ev-iş arası bütün omürlerini geçiren insan modellerine göre de deli,manyak gözüyle bakılan insanlar olarak nitelendirebiliriz.

Birincisi doğada vakit geçiren, şehir hayatından uzak her birey koşulsuz şehir insanına göre daha sağlıklıdır. Doğa insana çok şey öğretir. İnsanın bütün sivriliklerini kırar törpüler. Doğa, insanı hamur gibi yapar. Doğada bulunan her insan daha merhametli olur, çünkü canlıya olan saygısını geliştirir. Her canlının yaşama hakkı olduğu kadar, o canlıların amacını misyonunu merak edenler doğa içinde daha çok olmak ister ve doğaya bağlanırlar. Aslında bizde doğanın içinde olmamız gerekirken, paranın keşfi ve kullanılmaya başlanmasıyla evrim geçiren Homo gitgide doğadan kendini kopararak yaşamaya başladı ve ufak ufakta sonunu hazırlamaya başladığını düşünüyorum. Devamını Oku...

Evrende Sizce Yalnızmıyız?

Merhabalar.

Bugün sizlere, benim gibi evreni sorgulayan insanlarında sık kendine sorduğu ve medyada da bazen tartışma konusu olan Evrende Yalnızmıyız sorusu ?

Sizce yalnızmıyız ?

Bizi gözlemleyen daha ileri varlıklar varmı sizce ?

Hayal gücü, mantık ve bilimi birleştirerek bu sorunun cevabını bulmaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorum. Bana göre bu devasa evrende bu mavi kürenin bizler için yaratıldığına inanmak biraz bencilce ve birazda cahilce olacağını düşünüyorum.

Öncelikle en büyükten küçüğe doğru bakar isek. Bilinen 100 milyar yıldızdan biri olan güneş sistemine bağlı bir küreye sıkışmış bulunuyoruz. Bu toz tanelerinin içinde yanlız olabilmemize imkan olmadığını düşünüyorum. Dünyamız dünya formasyonunu, şimdiki mevcut halini almadan evvel, meteorların saldırısına uğramaktaydı. Bilindiği üzere bugün Dünyamızda demirin de çok olmasının sebebi göktaşlarıdır. Çünkü meteor çarpmaları sırasında çok fazla demir dünyamızın derinlilklerine bırakılmıştır.

Peki hayatta bu şekilde başlamış olabilirmi ?

Bu durumun olasılığı çok yüksek aslında. Nedeni ise kuyruklu yıldızlar buz ve donmuş su taşırlar ve istila zamanında dünyamıza bir haylı fazlası çarpmıştır. Örneğin bugün mağara dalıcılarının uğrak yerlerinden biri olan Mexico ve Bahamalar bölgesine, oluşum sırasında en fazla göktaşları buraya düşmüştür. Bu nedenlede bugün bilinen 5000 den fazla mağara Mexico da ve çevresinde bulunmaktadır. Daha bir çok mağarada uydular vasıtasıyla araştırılıp bulunmaktadır. Bu mağaralar kendilerine has karanlığa ve ordaki ortama uygun şekilde evrilmiş canlılarında gelişmesine imkan sağlamıştır. Devamını Oku...

Ülkemiz Suları Son Nefesinde

Herkese Merhabalar...

Bugün, yaşadığımız bu güzel coğrafyanın, üç tarafı denizlerle çevrili olmasına karşın, bir o kadar vurdumduymaz, bir o kadar balığa, deniz canlılarına nasıl uzak bir toplum olduğumuzu anlatmaya çalışacağım.

Bundan 50-60 yıl evvel Marmara Denizinde orkinosların, kılıçların, köpek balıklarının, ıstakozların ve daha nice kabuklu yada başka türlerin cirit attığı bir denizken ne olduda hayalet bir deniz haline dönüşü verdi, bahsettiğim yıllar 1000 sene önceki yıllar değil. Denizde büyümüş, denizci bir ailenin cocuğu olarak beni çok yaralayan,üzen bir durum bu. Denizlerimizin ne kadar önemli olduğunu ve yaşadığımız coğrafyadada ne kadar şanslı olduğumuzun farkına varmış değiliz. Aslında bunun sebebi denizci bir toplum olmamamızdan kaynaklanıyor. Denizlerede göstermiş olduğumuz ehemmiyet bu denli zayıf olmakta. Oysa ki, günden güne ölen, oksijen değeri azalan bir Marmara, kuzeyde Karadenizi görmekteyiz. Karadenizin durumu dahada vahim olmakla beraber 200 m altında canlı potansiyeli yok denecek kadar az bir denizden söz ediyoruz. Oysaki bu iki denizin balıklarının tadını diğer Ege yada Akdenizle kıyaslar isek, birinde gerçek lezzeti diğerinde ise tahta yersiniz. En büyük sebeplerinden biri ise, soğukluk ve sıcakların değişiminde saklıdır.

Peki ne olduda bu ekosistem çökmeye başladı. Devamını Oku...

Sualti Dunyam

2017 © Copyright by Peter Salvatore