Birini İşe Almak

Birini İşe Almak

Herkese tekrar merhabalar...
Bugün, sizlerle uzun zamandır gözlemlerim doğrultusunda, hem bana komik gelen daha doğrusu anlam bütünlüğünü kaybetmiş bir konu hakkında sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Özellikle kurumsal şirketlerin ve olmayanlarında birini işe alırken izledikleri prosedürler...
Daha evelki eğitimle ilgili konulu yazımdada bahsettiğim gibi, yapısal kültürel yaklaşımlardan ötürü, çocuklarımızı büyütürken daha baştan onlara meslek sahibi yapmak yerine oğlum,kızım bak çok çalış notların yüksek olsun doktor, avukat vb.. ol ki çok para kazanasın diye yıllarca o taze beyninlere bunu kazır dururlar, sonuç genelde de tam tersi olur.

Okul yaşantınız öyle yada böyle bittikten sonra, o meşhur CV lerimizi İnternetteki bir çok firmaya bombardıman gibi yollarız. Seçim yapmadan ne olursa olsun yollar dururuz.
Bir süre sonra X bir kurumsal firmadan size telefon gelir. Arayan İnsan kaynaklarıdır, ince ve tane tane konuşan bir bayan sesi size bir kaç soru sorup görüşmeye çağırır. Sizde size verilen gün ve saate dolabınızdaki en iyi takım eibiseyı giyip, parfüm şişesini üstünüze boca edip gidersiniz. Amaç çekici gözükücez ya, sanki catwalk yürüyüşü yapacağız. Daha sonra İnsan kaynakları ve yetkili bir kaç kişi karşınıza oturup size sorular sorarlar. Bu soruların iki tanesi yapacağınız işle alakalı ise, gerikalan bütün hepsi sadece prosedür icabı sorulan sorulardır, hatta bazıları özel bile olabilmektedir. Verdiğiniz cevaplar doğrultusunda karşınızdaki insanlar notlar alırlar, bazen kendinizi çapraz sorguda bile hissedebilirsiniz. Görüşme bitiminde klasik olan biz size haber vereceğiz lafını duyar ve ordan ayrılırsınız.

Daha sonra uzun bazende kısa, belirsiz bir bekleme süreci başlar. Siz bu meyanda iş başvurularına devam edersiniz. Sonuçta yumurtaların hepsini bir sepette tutmanın anlamı yok öyle değilmi , yoksa idealist olup tutmak mı gerekir ?
Ansızın bir gün işinizde yada başka bir yerde iken telefon çalar ve X şirketinden arıyorlardır, ve sizi ikinci bir eleme için çağırıyorlardır. Siz yine jilet gibi giyinir gidersiniz. Bu sefer yine insan kaynakları ve bölüm müdürü karşınıza çıkar. Size yine sorular sorarlar. Aslında bir evelki soruların biraz daha farklıları ama aynı mantıkta sorulardır. Bir süre sonra bu sizi germeye başlar. Çünkü sonuç odaklı ve almış olduğumuz eğitimin karşılığını hemen ve en üst seviyede almak istediğimiz için görüşme esnasında streste artmaya başlar. Buda, yazının başında bahsettiğim üzere ailelerin çocuklarına uyguladıkları yanlış stratejiden, çocuğun yeteneği yada sevdiği bir şeyi desteklemektense onu “ bir baltaya sap olda neye olursan ol, çünkü amacımız çok para kazanmak , Devlet kuracağız ya...” şeklinde empoze etmesinden kaynaklanmaktadır. İkinci görüşmede bittikten sonra, bizden haber bekleyin denilerek ordan gidersiniz.

Bir süre sonra ya o X firmadan haber alırsınız yada hayalleriniz o firma ile ilgli son bulmuş olur. Ansızın bir telefon çalıp, ilk 10 kişinin içine seçildiniz tebrikler!!! ve karar aşaması için bir görüşmeye daha çağırılırsınız. Bu sizin hoşunuza hiç gitmese dahi mecburen gidersiniz. Sil baştan yine sorular, çapraz sorgu gibi Ali Cengiz soruları sorup dururlar ve sonunda ya olur ya olmaz.
Olmadığı zaman hayal kırıklığına uğrarsınız, çünkü bir uğraş sarfetmişşinizdir ve sonuç yoktur. Burada garip olan sanki 51. Bölgeye çalışacak eleman için seçim yapmaları yada o havayı süsü veriyor olmaları. Bu kadar şekil yada kendini çok profsyonelmiş gibi göstermenin anlamı olmadığını düşünüyorum. Sonuçta bu aday X kurumsal bir firmada bir masanın başına oturturulup masa başı işi yapacak. İnsan klonlamayacak.

Burada, herkesin kendine iş çıkarması, önemli hisetmesi yok mu yani ben aldım seni işe egosunu hissetmesi lazım. Bana çok anlamsız ve komik geliyor. Adayın geçmişine bakarsın, tecrübesine bakarsın ve aradığın ne ise ona göre birini seçersin. Yok öyle üç aşamalı sınav gibi şekilden şekile girmek komik bir durum olduğunu düşünüyorum. Aldığın aday sonuçta mucizeler yaratmayacak, zaten istenende o değil.

Adayın yeteneklerini, birikimlerini zaten konuşmaya başladığında, kültürel yapısını az çok anlarsın. Ama o üç aşama olayı olmasa, orada o görevi yapacak insanlarada gerek kalmayacak, sonuçta onlarda kendilerine iş yaratmalılar ve kendilerini önemli hissetmeliler. Durum birazcık yine egolara dayanmakta. Sonuçta o firma o insanı aldıktan sonra her işi yaptırmaya çalışıyor. Hani kurumsallık, kalite, özgünlük, görüşmede anlatırken sanırsın çok gizli bir yerdeymiş ve derinlemesine kontrollerin yapıldığını düşünüyorsun, oysa hepsi anlamsız prosedür ve zaman kayıplarından başka bir şey olmuyor. Hayatı bu kadar zorlaştırmaya gerek yok bence. Yalın olan herşey özeldir, meziyet bunu görebilmek ve kullanabilmekte bence. O zaman şirkette kişide her şekilde başarılı olur.

Hepinize sağlıklı, huzurlu bir hafta dilerim.

Yotube kanalıma arzu ederseniz abone olup takip edebilirsiniz. Sualtına meraklıysanız burda yapmış olduğum çekimler ve gelicek olan belgesel projeleride yer alıcaktır. Aşağıdaki linkten abone olup takip edebilirsiniz.

Doğada ve mavide kalmayı unutmayın.

Youtube: https://www.youtube.com/channel/UC6JbQlZ9tjIchIop-kGEUqw

Instagram: peter_salvatore

Web Site: www.psalvatore.com

Peter Salvatore

Ana Sayfa