Biz Kimiz

Biz Kimiz

 Merhabalar…
Bugün, uzun zamandır hep sorguladığım,kendime hep sorduğum bir konu hakkında düşüncelerimi paylaşmaya çalışacağım.
Biz Kimiz ? Neden bu Dünyadayız ? Misyonumuz, amacımız nedir ?
Aslında bu sorular,hep kendime sorduğum sorular. Sabahın köründe kalkıp basmakalıp bir işi yapmak ve günün sonunda tekrar eve gelmek mi insanoğlunun misyonu ? Yada ilk insandan bu yana evrimleşe evrimleşe savaşarak menfaatleri doğrultusunda en güçlü olmakmı esas misyonumuz ?.
Ben genelde insanoğlunun hareketlerini, karakteristik özelliklerini hayvanlarla kıyaslarım.
Neden derseniz ?
Çünkü yaşadığımız bu dünya bize ait olmadığı için. Hayvanların genetik kodları bir görev bir amaç için hayatlarını sürdürdüklerini bizlere göstermektedirler. Kendi çıkarları,korkuları, egolarından ötürü doğayı değiştirmeye çalışmazlar, çünkü böyle bir genetik kod onlara yüklenmemiştir. Aslında bu bizde de yoktu, taaki modern diye tabir ettiğimiz mevcut insan modeline evrimleşmeye dönüştüğümüz ana kadar.
Aslında mevcut elimizdeki herşey, yaşadığımız topraklar, aklınıza ne gelirse bize ait şeyler değil. Dünyayı bir küme olarak düşünün, ama ortada insan denen bir tür daha yok. Sadece doğa ve o dönemin canlıları hakim olsunlar. Düşünün o verimli doğayı o zamanın yaşamış olduğu bakteriden tutunda mevcut Dinazor çağına kadar olan zaman diliminde canlılar nasıl paylaşıyordu, daha sonraları büyük felaketlerden kurtulanlar evrim sürecine devam etti, olamayanlar ise yok oldu. Kısacası doğa verdiğini geri aldı. Aslında Dünya var olduğuından beri bu böyleydi zaten. Daha sonra ilk insan, insanlığın kökeni olarakta kabul edilen Cromagnon (Kro Magnum) ve Neandertaller ortaya çıkmıştır. Tam olarak insan olmayan bu tür, insanın atası ve evrim teorisindeki insanla maymun arası bir geçiş evresi olarak kabul edilmektedir. Bu türde avcı bir tür olduğundan doğaya uyum sağlamış ve o uyum içinde yaşamını sürdürmüştür. Ortalama bu türün evrilmesiden 200 bin yıl sonralarında ise günümüz insan modeline benzemeye başlıyan Homo Sapiense dönüşmeye başlamıştır. Bu süreç o kadar düzgün işlemektedirki ,modern insanla bu döngü gerilemeye başlamıştır. Çünkü modern insanın hayatı savaşla geçmiştir. Yukarıdada bahsettiğim bu Dünyayı kümeye benzetmem ve hiç bir şeyin aslında bize ait olmadığı modern insan olarak tabir edilen insanların savaşarak sınır çizmeye başlamasıyla çıkılmaz bir hal almaya başladığını görmekteyim.
Hayatı boyunca hep savaşmış İnsan toplulukları ve çizilen sınırlar. Kime göre neye göre. Yarın öbürgün, bir başkası gelip sınırı farklı çizecek ve ya seni dışarı çıkaracak yada istemediğin sınırlara dahil edilmek zorunda bırakılacaktır. Bu sadece kendi Ülkemiz için söylemiyorum, bütün dünya için söylüyorum. Zaten paranın icadıylada mertlik tamamen bozulduğu ortadadır. Hangi toprak, hangi ülke, kim neresi,nerede... aslında bunların hiç biri bizim değil. Elinizde salladığınız paralar bile, yada tapular, arabalar sahip olduğumuz herşey aslında bizim yaratmış olduğumuz bu küçük dünyada geçmekte. Doğa bunları bizden istediği zaman yada zamanı geldiğinde geri alacaktır. O zamanda kime kızacağız ? yada kimi sorumlu tutacağız. Bu yüzden insanın temel misyonunun modern insan yapısıyla karıştığını, çıkmazda olduğunu düşünüyorum. Oksijeni alıp, karbondioksite çevirmenin asli görevimiz olduğunu düşünmüyorum. Yada hergün sevdiğiniz, sevmediğiniz insanlara günaydın deyip, yapmacık sevgi gösterileri yapmak mı görevimiz...

Peki nedir ?

Diğer bütün canlılar gibi doğanın bize sunmuş olduğu nimetleri kullanarak, ama onları bir gelir kapısı olarak görerek yaşamakmı yoksa olduğu gibi kabullenip o kurallara uyarak yaşamak mı ?

Peki nedir ?

Bir kaç örnekleme yaparsam, içme suyuna para veriyoruz, doğal bir kaynak ve biz bundan gelir elde ediyoruz, oysa Dünya var olduğundan beri zaten o su mevcut. Ve bizden çok daha yaşlı. Bir diğer en önemli kaynak ve günümüz savaşlarına sebep olan Petrol. Buda doğal bir kaynaktır. Biz var olmadan evelde vardı sonuçta. Petrolün oluşumu tam anlamıyla bilinmesede , milyonlarca yıl evvel denizde ölü bitki ve hayvanların çürümesi doğrultusunda ve hayvan artıklarının çürümesiylede yer tabanında birikmesi ve daha sonra deniz sularıın çekilmesiylede bu artıkların üstü kum ve toprakla örtülmüştür. Zaman içinde yerin altnda oluşan sıcaklık ve basıncın etkisiylede petrolün oluştuğu düşünülmektedir.Aslında bizim keşif yaptığımız ve bulduğumuz herşey, zaten Dünya var olduğundan beri varlar. Kısacası yine doğa yine doğa. Biz Doğaya minettar olacağımıza ve onu kendimizden bile daha özenle koruyacağımıza, birde biz yok ediyoruz.

Unutmayalım ki Dünyadaki 8 – 9 milyar insanın tapusu Doğadadır.

Hepinize sağlıklı, huzurlu bir hafta dilerim.
Yotube kanalıma arzu ederseniz abone olup takip edebilirsiniz. Sualtına meraklıysanız burda yapmış olduğum çekimler ve gelicek olan belgesel projeleride yer alıcaktır. Aşağıdaki linkten abone olup takip edebilirsiniz.

Doğada ve mavide kalmayı unutmayın.

Youtube: https://www.youtube.com/channel/UC6JbQlZ9tjIchIop-kGEUqw

Instagram: peter_salvatore

Web Site: www.psalvatore.com

Peter Salvatore

Ana Sayfa