Muhteşem Eğitim Sistemi

Muhteşem Eğitim Sistemi

Merhabalar!!!
Bugün sizlerle, mevcut eğitim sistemimiz hakkında düşüncelerimi paylaşmaya çalışacağım. Öncelikle eğitim nedir ? Neden insanoğlu bir eğitim sistemine ihtiyaç duymakta ?

Yoksa burada kapitalist sistemin aynı ayarda fabrikasyon insan modeli yetiştirip sonrasındada istediği gibi kullanmak için mi okullara gidiyor insanlar ve tonlarca paralar harcanıyor. Eğitim, okuldan önce ailede başlayan ve ölene kadarda devam eden birbirine bağlantılı bir çok duygusal,fiziksel, ruhsal bağıntılardan oluşan sinsilelerdir. Öğretim ise yine kısmen aile içinde ve çevresel faktörlerle başlayıp daha sonra yuva eğitiminde ilk arkadaşlığın, o temasın ne olduğunu keşfettiğiniz ve zaman içindede bunu yukarıya taşıdığımız bir sistemdir.

Peki bunun zararı yada yararı varmıdır ?

Tabiki yararlı bir şeydir, ancak içini ne ile doldurduğun ile alakalıdır. Eğer içini yararlı, yaratıcı, sorgulayacı ve sorgulatmayı öğreten bir network ağı gibi donatamıyorsanız, o zaman bence hiç bir yararı yoktur, vakit, zaman ve para kaybından başka bir şey olamamaktadır.

Ülkemizde eğitim ne durumda ? neydi ne oldu ?

Açık söylemek gerekirse, buzamanda okuyan bütün nesil için üzülüyorum. İçi boş, sorgulamadan uzak yukarıdada söylediğim gibi ,bir fabrikasyon seri üretim ürünüymüş gibi basma kalıp 30 sene evel ne öğretilidiyse, çocuk şiirleride dahil aynılarının devamı şeklinde eğitim sistemi devam etmektedir. Bir ülkenin, kalkınması o ülkenin kendi anadilini ne kadar iyi anladığı ve kullandığı ile başlar. Çocuklara bir not alma sınav kaygısından başka bir şey öğretilmemekte. Notların hep yüksek olsun. Aynı soruyu şıklarla değilde yazmalarını isteseniz belki 100 kişiden bir kaçı cevabı analitik bir şekilde yazabilir. Çünkü anlamaktan çok ezbere dayalı bir sistemde eğitiliyoruz ve bu sistemlede başarı hedefliyoruz. Bu anlamsız ve aptalca bir beklenti bana göre. Aslında bu gidişatlada bir yere varılmayacağını herkesde biliyor. Sistem benim eilmde olmuş olsaydı şöyle yapardım.

Kendi ana dili örneğin kendi ülkemiz için konuşacaksak, Türkçeyi, Matematiği ve Biyolojiyi zorunlu ders kılıp geri kalan bütün dersleri seçmeli yapardım. Bu üç dersi zorunlu kılma sebebim, daha evvelde dediğim gibi kişi önce ne okuduğunu anlamalı, bunun içinde dile çok iyi hakim olması gerekir. Matematiği anlamayan biri ise, doğanın hayatın nasıl döndüğünü anlaması çok zor olacağından, ve anlamadığı gibide bir yerde sıkışıp kalacaktır. Biyoloji ise canlılığın döngüsünü, evrim ve daha bir çok şeyin nasıl döndüğünü, dinamikleri kavramsına sebep olacaktır. Bu üçgeni kişi oturturduğu zaman bana göre başarısız olamaz. Bana göre başarı sınavdan 100 almak yada takdir almak değildir.

Bu oranı, orantıyı çözdüğünüzde aslında içinde bulunduğunuz cendereninde ne kadar boş olduğunu ve kendinize verdiğiniz stresinde anlamsız olduğunu göreceksiniz. Bireyin önce neye ilgisi olup olmadığı keşfedilmeli, bu yüzden bu üç ders dışındakilere seçmeli dedim. İlk keşif aslında ailede başlıyor, aile çocuğunu keşfedebiliyorsa ona göre yönlendirebiliyor ve küçük yaştan farklı bir şekilde yoğrulup büyüyor. Bu çocuk için avantjlı bir durum olsada bu sefer okula başladığında seviyenin üstünde olucağından, ozamanda çocuk derslerden uzak ilgisiz davranıyor. Bu durum aslında onları anlamadığından değil tam tersi o bilgileri çoktan edindiğinden onları tekrar tekrar dinlemek yada çok daha sığ bir versiyonunu dinlemek onun ilgisini çekmemiş olacaktır. Bu yüzdende okulda sorun haline gelecektir. Eğitim sistemimizin görsel ağırlıkta olması bence daha kalıcı bir bilgi haline gelirdi.

Öğretmen size eğer sayfa 10 dan 50 ye kadar oku, calış anlat demesimi daha iyi olurdu yoksa o konu ile ilgili kısa film yada belgesel izletip bana yorum yap düşünceni aktar demesimi daha kalıcı ve keyifli olurdu ?

Görsel herzaman hem akılda daha iyi kalır, hemde daha öz ve net bilgiler edinirsiniz, öbür türlü sıkılmanız daha muhtemeldir.

Benim okul yılarımda tarih dersi ile sıkıntım olurdu, birinci sebebi yukarda bahsettiğim oku anlat tarzı, ikinciside maalesef eğitmenin ruh, anlam katmadan anlatmasıydı. Eğer ben onu evde kendim okuyup anlatacaksam zaten sana ne ihtiyacım olsun, ders tartışılarak yapılmalı neden sonuç üstüne, ozaman geçireceğiniz 45- 50 dakikalık dersin nasıl bittiğini bile anlamassınız. Görselin ve görsel eğitimin önemini sizlere dalış hayatımından bir örnekle paylaşayım.

Ben yapay sualtı batıklarını sevmem yani tercih etmem, tabiki dalış turizimi açısından güzel bir gelir kapısı olsada beni heyecanlandıran bir durum değildir. Tarih dersinde sıkıntılar çekmiş olsamda, tarihi bir savaş batığına daldığım zaman inanılmaz keyf alırım, öncelikle ilk dalacağım bir batıksa, dalmadan evvel bilgi toplarım,

Nerde batmış, kimler batırmış, ne batığıymış,kaç kişi şehit olmuş eğer olduysa, nerden vurulmuş gibi gibi... ve oraya daldığınız an 80-90 sene geriye gidip o anı hayal etmeye çalışırım, o anki panik, kargaşa vurulma anı bir sürü şey kafada akar geçer ve düşünün o yıllardan beri orda yatmaktadır derin tarihiyle. Yukarıda aldığınız bilgiyi aşağıda birleştirdiğiniz zaman, asla aklınızdan gitmez. Öbür türlü, kısa bir süre sonra o bilgiyi kullanmıyorsanızda bilgi uçup gidecektir. Kısacası görsel eğitim bana göre daha etkili olur düşüncesindeyim.

Cocuklarınızı dinleyin, onlara hayal kurmasını öğretin, hayal yoksa hiç bir şeyi gerçekleştiremezsiniz. Ancak ve ancak robotik mutsuz bireyler yetiştirir dururuz.

Hepinize sağlıklı, huzurlu bir hafta dilerim.

Yotube kanalıma arzu ederseniz abone olup takip edebilirsiniz. Sualtına meraklıysanız burda yapmış olduğum çekimler ve gelicek olan belgesel projeleride yer alıcaktır. Aşağıdaki linkten abone olup takip edebilirsiniz.

Doğada ve mavide kalmayı unutmayın.

Youtube: https://www.youtube.com/channel/UC6JbQlZ9tjIchIop-kGEUqw

Instagram: peter_salvatore

Web Site: www.psalvatore.com

Bir sonraki yazıma kadar şimdilik hoşçakalın.

Peter Salvatore.

Ana Sayfa