Tardigradkar

Tardigradlar

Merhabalar!!!

Bugün sizlerle, dalış dışı bir konu hakkında bilgi ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Belki, bu minik – mikroskobik canlıyı daha evel duymuş yada duymamışta olabilirisiniz. Bu canlının ismi Tardigrad diğer adıyla Su Ayısı.

İnsanoğlu var olduğundan bu zamana kadar ölümsüzlüğü araştırmaktadır. Bilinen sonuçların içinde, (gizli projeler haricinde yapılan araştırmalar dışında) ölümsüzlüğün sırrını çözememiştir. Ama bilim insanlarını hayrete düşüren bir minik canlı varsada o da Tardigradlardır. Bu canlı tam insanoğlunun hayal ettiği ve başaramadığı ölümsüzlük formülünü taşımaktadır.

İyi ama nasıl ?

Öncelikle Tardigradları kısaca tanıyalım. Tardigradlar mikroskobik canlılar olup, omurgasız canlı türüne girmektedir. Çok küçük olduklarından, her türlü zorlu koşula adapte olabilmektedirler. Buda yüksek sıcaklıktaki bölgelerden, denizin derinlerine, kutuplardan, atmosferin üst katmanlarına, radyasyona, susuz ortamlara kadar her yerde yaşayabilirler. Göl, tatlı su kaynakları, taş duvarlar ve çatı gibi daha ılımlı ortamlarda da bu canlılar görülebilir. Nemli ortamlarıda çok severler, içtiğimiz içme sularında bile bulunabilirler. Kısacası aklınıza gelebilecek her zorlu şarta ayak uydurmaktadırlar.

Beyni, iki gözü ve sindirim sistemi bulunmaktadır. Kalbi ve akciğerleri yoktur. Kuru ortamlarda vücütlarını büzerek, vücutlarındaki suyu buharlaştırıp oksijen seviyesini durduruyorlar, yani yarı ölü moduna geçiyorlar. Buda onlara en zorlu şartlarda yaşama olanağı sağlamaktadır. Bu, radyasyona maruz kaldıklarında da aynı yolu izliyorlar. Nemli bir ortama geçtiklerinde ise tekrar bulunduları ölü evreden uyanıp eski hallerine geri dönebiliyorlar.

Aynı şekilde uzaya götürülüp, orda boşlukta bırakılıp uzun süreler gözlemlenmiş olduklarında, hiç bir değişikliğe uğramadan hayatta kaldıkları gözlenmiştir. Bu zor koşullarda bile sanki Dünya atmosferindeymiş gibi yaşaması ve ölmemesi, aklıma bir sürü soruyu getirmekte.

Bu canlının genetik kodları, evrende bir çok gezegen yada yıldız kümelerinden gelerek, birleşip gök taşları ile dünyamıza taşınmış olabilir. Evrende, bütün canlıların bir uzay yolu macerasından geçtiğini düşünürüm ve milyonlarca yıldan bu yanada yaşadıkları ortama adapte olup evrilmişlerdir. Ama, bu canlı hepsinden farklı. Büyük ihtimalle, DNA’sı çok çabuk değişiklik geçirip, bulunduğu ortama göre değişiyor ve adaptasyon sağlıyor. Mikroskobik olması bir avantaj ama, onun gibi mikroskobik bir çok canlı var ve hiç biri Tardigradlar gibi değiller. Bilim uzun bir zaman daha, bu sırrı çözülememiş canlı üstünde çalışmalarını sürdürecek gibi duruyor. Bu canlıdan insana adapte olabilecek bir genetik transfer olabilir mi ?

Kimbilir belki oda olur. Şahsen, böyle bir durumda çok kaotik ve beklenmedik durumlarda olabilir. Ölümsüzleşen insanoğlunun, kontrolsüzce çoğalması sorunları dahada büyük bir hale getirecektir. Ama hastalıklar üstünde kontolü sağlıyabilmek, bir çok çaresiz gibi gözüken hastalığın çözümünde belki kullanılabilinir. Bir kesim bilim insanı tarafındanda hastalık ve yeni virüsler elde etmek içinde kullanılabilir.

Hepinize sağlıklı, huzurlu bir hafta dilerim. İyi bayramlar.

Yotube kanalıma arzu ederseniz abone olup takip edebilirsiniz. Sualtına meraklıysanız burda yapmış olduğum çekimler ve gelicek olan belgesel projeleride yer alıcaktır. Aşağıdaki linkten abone olup takip edebilirsiniz.

Doğada ve mavide kalmayı unutmayın.

Youtube: https://www.youtube.com/channel/UC6JbQlZ9tjIchIop-kGEUqw

Instagram: peter_salvatore

Web Site: www.psalvatore.com

Bir sonraki yazıma kadar şimdilik hoşçakalın.

Peter Salvatore.

Ana Sayfa