Türkiyede Dalış Turizmi

Türkiyede Dalış Turizmi

Tekrar Merhabalar...

Bugün sizlerle, Türkiyede’ki dalış turizmi hakkında ve dalış konusunda hangi noktada olduğumuzu anlatmaya çalışıcam. Öncelikle, bana göre çok özel ve şanslı bir coğrafyada yaşadığımızı düşünüyorum, ama bunun değerini binlerce sene geçmişte olsa anlamış değiliz ve anlıyabileceğimizide sanmıyorum. Üç tarafı denizlerle çevrili, hatta bir iç deniz olan Marmara Denizini’de katarsak dört tarafı denizlerle çevrili, gerek yer altı ve yer üstü zenginlikleri ile dolup taşan bir coğrafyada yaşamaktayız. Benim konum olan, ve daha çok beni ilgilendiren, denizlerimize baktığımızda, umut olsada bir çok bölgede durumun içler acısı olduğunu görmekteyim. Bu durum beni inanılmaz derecede rahatsız eden ve üzen bir durum. Nedenini açıklıyım. ( Kime sorsanız üzüyor, ama palavradan üzüldüğünü görmekteyim. Bir konuda üzülmeniz için bazı dinamikleri bilmeniz ve bu dinamiklerin nasıl döndüğünü araştırmanız,ögrenmeniz gerekir, aksi takdirde üzgün görünmekten başka bir şey yapamazsınız ) .

Denizlerimiz, insan yaşamı ve sürdürülebilirlıği açısından çok önemlidir. İnsanoğlu, hayati oksijenimizin %70 inden fazlasını dünya denizlerinden sağlamaktadır, bunuda yapan ve sağlıyan, denizlerimizdeki mercanlardır. Günümüze baktığımız zamanda, havaya salınan karbon miktarı gün geçtikçe artmakta ve buda denizleri asidik hale getirmekte ve kalkerlerin oluşumunu sertleşmesini engellemektedir. Böylelikle mercanların çoğu ölmektedir. Diğer sebeplerden biri ise, kirlilik... Denizlerimize attığımız, doğanın dışında olan herşey, yani doğanın öğütemiyeceği , cips poşetleri, içki şişeleri, kutular ve daha bir çok alüminyum yada plastik alaşımlı şeyler, doğa tarafından öğütülemez ve denizlere,çevreye zehir saçar. Hekimler hep balık tüketin derler değil mi ?

Denizlerimiz bu maddelerle dolarsa, ki öyle, yediğimiz balıklardan da çok fazla yarar,sağlık beklemek hata olur diye düşünmekteyim. Çünkü en sonunda o balıklarda, o zehirli atıkların üstüne yapışacak olan mikro organizmaları tüketiceklerinden, doğa bundan negatif etkilenecektir. Bu doğrultuda, bizlerde olumsuz etkilenmiş olacağız. Kısacası bu, bir zincirleme reaksiyon gibi devam eden, duran bir döngüdür ve acilen bunun için önlem alınması gerektiğini düşünüyorum. Yeni nesilleri, deniz sever yetiştirmeliyiz, onları sudan uzak , korkutarak değil de, neyin ne olduğunu anlatarak öğretmeliyiz.

Karadenizde 200 m altında canlı yaşamaz. Sebebi anoksik, oksijen seviyesi çok düşüktür. Yapmış olduğum bir çok dalışta Marmara’ da canlılığın, bu olumsuz şartlara rağmen ayakta durmaya çalıştığını görmekteyim. Gerek kaçak avlanma ve bilinçsiz tüketim durdurulabilse, denizlerimiz eski gücüne,canlılığına kavuşucaktır. Bunu sadece Mamara yada Karadeniz için söylemiyorum, Ege ve Akdeniz içinde geçerli bir durum.

Dalış turizmine baktığımızda, yine son sıralarda olduğumuzu görmekteyim. Bunun en büyük sebeplerinden biri, Ülkemiz sularını tanıtamamız, yeteri kadar reklam yapamamızdır. Bundan dolayıda Avrupalı, bizim sularımıza gelmemekte. Herzamanki gibi burda siyasi yanlışlarda bulunmakta.Dalış okulları birbirlerine kedi köpek gibi bakmakta ve bu noktada herkes kaybetmektedir. Çünkü dalış okulları kısa günün karını düşündüğü için, bir sonraki sene yada sefer, gelen insanlar tekrar gelmemektedir. Bu noktada hem Ülke kaybetmekte, hemde Dünyaya açılamamaktayız. Gerçekten acı bir durum. Bir örnekle bunu sizlere açıklamak isterim. Belli bir seviyedeki dalıcı gurubu, örneğin Mısıra sık sık gitmektedir.

Neden ?

Çünkü Mısırın sualtı yapısı ve canlılığı cennet gibidir. Ülke bir okadar pisken, sualtı tam tersidir. Çöp değil, çöpçük bile bulamassınız, ve bu nokatada kendi güzel ülkemizi bırakıp,daha çok ödiyerek bu nokatlara gidip dalış yaparız. Mısırlı bunu bilir ve bu onun içi büyük bir gelir kapısıdır.

İyide Mısırlı yada bir başkası neden ülkemize gelmeyi tercih etmiyor ?

Niye gelsinki... Balık istifi olmuş, disiplinden yoksun teknelerde, parasıyla rezil olsun diyemi. Yada dipte kamyon lastikleri ve bilimum şise çeşidi görsün diyemi... ( bu işi çok ciddi yapan tekneler, kurumlarda mevcut ama çok az ) Bu yüzdende dalış endüstrisi istenen yere gelememekte. (Tabi, gerçekten dalış sektörü ülkemizde bir yere getirilmesi isteniyorsa)...

Denizlerimizde keşfedilecek çok yer ve canlı var. Bunların, daha bir çoğu gün yüzüne bile çıkmamıştır. Hep aynı noktalara giderek üç lira yakıtın hesabını yapıp, her seviyede dalıcıyı aynı yere daldırmak büyük bir hatadır. Unutmayın bu işi yapan insan, yani balıkadamlar kaybetmez, cebinde parası olduğu sürece her yere gider ve dalışını yapar. Kaybeden her zaman kurum olur. Aslında çift taraflıdır ama Kurum bundan daha çok etkilenir.

Bir balıkadam kuruma 10 kişide getirir, aynı yerden 100 kişiyi’de götürebilir. Sonra kurumlar oturup kara kara düşünürler. Ama iş işten geçmiştir. Bu yüzdende dalış okullarının yada kurumların daha özenli hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu nesilden, nesile dönücek bir durumdur. Denizleri çocuklarınıza anlatın, onları su kenarlarına götürün. AVM’ lere onları hapsedipte, sadece nefes alan bir canlı olarak yetiştirmeyin. Birey, ne kadar küçük yaşta bu döngünün farkına varırsa, ileridede kaliteli bir birey olup, hem kendisine hemde çevresine yararlı olucaktır. Denizlerimize ihtiyacımız var. Eğer sağlıklı, huzurlu, mutlu bireyler olmak istiyorsak denizlerimizle bütünleşmeliyiz.

OKUMALIYIZ VE SORGULAMALIYIZ HER DAİM...

Yotube kanalıma arzu ederseniz abone olup takip edebilirsiniz. Sualtına meraklıysanız burda yapmış olduğum çekimler ve gelicek olan belgesel projeleride yer alıcaktır. Aşağıdaki linkten abone olup takip edebilirsiniz.

Doğada ve mavide kalmayı unutmayın.

Youtube: https://www.youtube.com/channel/UC6JbQlZ9tjIchIop-kGEUqw

Instagram: peter_salvatore

Web Site: www.psalvatore.com

Bir sonraki yazıma kadar şimdilik hoşçakalın.

Peter Salvatore.

Ana Sayfa