Bozcaada Bölüm 1

Bozcaada Bölüm 1

Yunanca: Τενέδος, Tenedhos (Tenedos)

I. Bölüm

Bozcaada, Türkiye'nin Gökçeada ve Marmara’dan sonra üçüncü büyük, Ege Denizi’nde ise Gökçeada‘dan (Imbros) sonra ikinci en büyük adasıdır. Çanakkale iline bağlı, Türkiye'nin il merkezleri hâriç köyü olmayan tek ilçesidir. Bozcaada, kuzeyde Imbros ve güneyde Midilli ile antik Truva'nın yanında sakince durmaktadır.

Ada hem Tenedos hem de Bozcaada olarak bilinmektedir. Yüzyıllar boyunca başka isimler de kullanılmış, Löfrys, Calydna, Phoenice, Lyrnessus ve Leocophrys belgelenmiş antik Yunan isimleridir. Türkçe "boz" kelimesi ya çorak bir arazi veya gri - kahverengi renk anlamına gelir ki, kaynaklar bu anlamların her ikisinin de ada ile ilişkilendirilmiş olabileceğini göstermektedir. Atina Apollodorus'a göre Bozcaada/Tenedos adı, Truva Savaşı sırasında adayı yöneten ve Achilles tarafından öldürülen Yunan kahramanı Tenes'ten türetilmiştir. Apollodorus, Tenes adaya inip hükümdar olana kadar adanın ilk dönemlerinde Leocophrys olarak bilindiğini yazmaktadır.

Bozcaada Bölüm1, Bozcaaada nerededir, Tenedos adası, Bozcaadaya nasıl gidilir, Bozcaadada dalış yapmak, Bozcaadanın tarihi Adanın uydudan alınan fotoğrafında Bozcaada/Tenedos kabaca üçgen şeklinde ve anakaraya 6 km. uzaklıktadır. Adada 12 koy, 12 burun ve adanın etrafında irili ufaklı 17 adacık bulunmaktadır. Jeolojik kanıtlar, adanın anakaradan ayrıldığını ve çoğunlukla batıda düzlükler oluşturan bir arazi ürettiğini göstermektedir.

• Yüzölçümü : 39,9 km2

• En yüksek yer :192 metre (Göztepe)

• Nüfus : 2.643' tür.

Antik çağda Leukophrys, Yunan Mitolojisinde Tenedos adıyla anılan Bozcaada, stratejik konumundan dolayı çağlar boyunca birçok kez istilaya uğramış ve el değiştirmiştir. Adadaki nekrapol sahasında yapılan kazılardan anlaşıldığı üzere adanın tarihinin M.Ö. 3000 – 2700 Erken Tunç Çağı dönemine ait olduğunu göstermektedir. Ayrıca kanıtlar, adadaki kültürün kuzeybatı Anadolu ve Kiklad Adaları kültürleriyle ortak unsurları taşıdığını da göstermektedir. Yerleşimin çoğunluğu, adanın doğu tarafındaki doğal limanları oluşturan küçük koylarda bulunmaktadır.

Adanın ilk sakinlerinin, Frigler tarafından M.Ö. 12. yüzyılda Batı Anadolu’dan sürülen ve İtalya’ya göç eden Etrüskler olduğu savunulmaktadır. Daha sonra sırasıyla Fenikeliler, Atinalılar, Yunanlılar, Persler, Büyük İskender, Bizanslar, Cenevizler, Venedikler ve Osmanlılar adaya hâkim olmuştur. Adada Minos ve Miken uygarlılarının da izleri vardır. Arkeologlar, Yunan ve Roma mitolojisinde yer alan antik Bozcaada/Tenedos’un, Tunç Çağı kanıtlarını da ortaya çıkarmışlardır.

Antik çağda Leukophrys, Yunan mitolojisinde ise Tenedos adıyla bilinen Bozcaada’nın mitolojide ilk geçtiği olay Tenedos ismini alması ile olmuştur. Homeros’un M.Ö. 9. yüzyılda yazdığı Troya savaşlarını anlatan ünlü destanı İlyada'da, Tenedos isminin geçtiği görülmektedir. Troya, Bozcaada'nın hemen karşısında Hisarlık tepesinde kurulu zengin bir kenttir. Savaş, Yunan yarımadasından gelen Akhalar ile Anadolu'da yaşayan Troyalılar arasında meydana gelmiştir. Akhalar filolarını Bozcaada koyunda, Truva Savaşı'nın sonuna kadar saklamış, Truva'yı savaşının bittiğine ve At’ın kalenin içine alınması için hediye olduğuna inandırmışlardır. Bozcaada antik Roma'nın egemenliği sırasında silikleşecek ve klasik Yunanistan çağında belirginleşecektir. Küçük bir ada olmasına rağmen, Bozcaada/Tenedos'un boğazlardaki konumu, Çanakkale Boğazı’nın hemen girişinde yer alması ve adanın iki önemli limanı olması sebebiyle yüzyıllar boyunca ada Akdeniz güçleri için stratejik bir konumda olmuştur. Yılın dokuz ayı boyunca, akıntılar ve hâkim rüzgârları ile hala Konstantinopolis'e giden yelkenli gemileri engellemektedir.

Bozcaada/Tenedos Hellespont, Propontis, Boğazlar ve daha uzak yerlere bağlı gemiler için bir sığınak ve yol istasyonu olarak hizmet vermiştir. Sonraki yüzyıllarda ada, Atinalılar, Ahameniş Pers İmparatorluğu, Delian Ligi, Büyük İskender İmparatorluğu, Pergamon Krallığı, Roma İmparatorluğu, Makedonlar, Selçuklular ve Attalitler ve halefi Bizans İmparatorluğu da dâhil olmak üzere bir dizi bölgesel gücün kontrolü altına girmiştir.

Homer, Apollo'dan Bozcaada/Tenedos'un baş tanrısı olarak bahsetmektedir. Ona göre, ada Troya kuşatması sırasında Achilles tarafından ele geçirilmiş, Nestor, kölesi Hecamede'yi Achilles baskınlarından birinde oradan almıştır. Odyssey, savaşı kazandıktan sonra Yunanlıların Truva'dan ayrılıp, Bozcaada/Tenedos'a gittiğinden bahsedilmektedir. Homer, İlyada'da Bozcaada ve Imbros arasında Poseidon'un atlarını bıraktığı geniş bir mağara olduğunu belirtmektedir.

Arkeolojik kanıtlar, yerleşimin çoğunlukla kasabada olduğunu ve kırsal kesimde sadece birkaç dağınık alana sahip olunduğunu göstermektedir. Yunanistan Roma'yı işgal ettiğinde Bozcaada da onların yönetimi altına girmiş, M.Ö. 133 yılında Bergama Kralı III. Attalus öldüğünde topraklarını Romalılara bıraktığından ada, Roma Cumhuriyeti'nin bir parçası olmuştur. Aristoteles, Bozcaada/Tenedos'un sosyal ve siyasi yapısı hakkında “Atina'nın aksine Bozcaada/Tenedos'un demokrasiye sahip olup olmadığı belirsizliğini korumaktadır.” demiştir.

Romalılar, Dardanelle Boğazı üzerinde İskenderiye Troas'ta (Çanakale) yeni bir liman inşa ettiklerinde, Bozcaada'nın önemini yitirmesine yol açmışlardır. Tunç Çağı'nın sonraki bölümlerinde ve Demir Çağı'nda ada Akdeniz ve Karadeniz arasında önemli bir nokta olmuştur. Homeros'un İlyadası bu dönemin Bozcaada/Tenedos’undan bahsetmektedir. Mezarlardan çıkarılan çanak, çömlek ve metal kaplarla temsil edilen bölgenin kültürü ve zanaatkârlığı, kuzeydoğu Ege'nin kültürüyle eşleşmiştir. Arkeologlar, Herodot'un iddia ettiği gibi Aiolians'ın (Antik Yunanistan yaşamış başlıca dört Yunan kavminden biridir. Tesalya ve Boeotia bölgeleri ile Batı Anadolu'da Çandarlı Körfezi merkez olmak üzere Kuzey Ege'ye yerleşmişlerdir. Anadolu'da yerleştikleri bölgeye Aiolis denir.) Bronz Çağı'na kadar Bozcaada/Tenedos'a yerleştiklerini kanıtlayan hiçbir şey bulamamışlardır. Homer, ise Bozcaada/Tenedos'un Truva Savaşı sırasında Akha filosunun bir üssü olduğunu anlatmaktadır.

Krallar kralı Agamemnon'un yönetimindeki Akha donanması yiyecek ve içecek sağlamak için Bozcaada/Tenedos'ta karaya çıkmış, Akhalar'ın yaptığı tahta atı Troya surlarının önünde içeri sokmayı beklerken, Akha donanması Bozcaada/Tenedos'un güneyinde bir koyda saklanarak bekletilmiş ve savaş bu hileyle kazanılmıştır. Bozcaada/Tenedos olarak, hem İlyada'da destanında hem de Aineias destanında (Troya'lı Aineias’ın Troya yangınından sonra Anadolu'dan göçmesi ve İtalya'ya yerleşerek Roma şehrine temel olacak yeni bir yurt kurmasını anlatır. ) Yunanlıların Truva Savaşı'nda filolarını sakladıkları yer olarak belirtilmiştir. Arkeolojik bulgular Aiolian (Sicilya'nın kuzeyinde, Tiren Denizi'ndeki volkanik bir takımadadır ve adını Yunan Mitolojisi'ndeki rüzgâr tanrısı olan Aiolos'tan almıştır.) işgal teorisini desteklememektedir. Arkaik öncesi dönemde, Lesbos'taki yetişkinler büyük kavanozlara yerleştirilerek gömülmüş ve daha sonra Batı Asya'ya benzer şekilde kil kaplamalar kullanılmıştır. Çanak, çömlek, hediyeler ve benzeri kişi ile gömülü olan eşyalar, anakara Yunanistan'daki mezar eşyaları yerine, hem stil, hem çizim ve hem de resimlerde Anadolu'da bulunanlara benzemektedir.

M.Ö. 6. yüzyıla doğru, coğrafi değişim anakara limanını daha az kullanışlı hale getirmiş ve Bozcaada/Tenedos yeniden önemli bir yer haline gelmiştir. Bozcaada/Tenedos, çanak çömlek ile ünlüdür, Roma'nın koruması altındaki Bozcaada/Tenedos’ta eski tasarımlarda nane figürü sürekli kullanılmış ve detaylar geliştirilmiştir.

M.Ö. 4. yüzyılda, üzüm ve şarap adanın ekonomisiyle alakalı hale gelmiş olup, bu döneme ait yazılar tarım arazisi kıtlığından bahsetmektedir. Mısır'dan İstanbul/Konstantinopolis'e tahıl taşıyan gemiler, deniz şartları kötüleştiğinde Bozcaada/Tenedos’a sığınmıştır.

Atina, M.Ö. 5. ve 4. yüzyılda adada bir deniz üssüne sahip olmuş ve M.Ö. 493'te Persler diğer Yunan adaları ile birlikte Bozcaada/Tenedos'u da ele geçirmiştir. Hükümdarlığı sırasında Büyük İskender'in babası olan Makedon II. Philip, Pers filosuna karşı gelen bir Makedon gücü göndermiş, Midilli gibi diğer Ege adalarının yanı sıra Bozcaada/Tenedos da Pers hâkimiyetine karşı isyan etmiştir.

Pers komutanı Pharnabazus, yüz gemiyle Bozcaada/Tenedos'u kuşatmış ve İskender adayı kurtarmak için zamanında bir filo gönderemediği için ele geçirmiştir. Adanın surları yıkılmış ve adalılar Pers imparatoru ile eski antlaşmayı kabul etmek zorunda kalmışlardır. Daha sonra İskender'in Makedon komutanı Hegelochus adayı Perslerden ele geçirmiş ve İskender, Pers deniz kuvvetini sınırlamak için Bozcaada halkıyla ittifak kurmuştur.

Bu zamana kadar Bozcaada/Tenedos Bizans İmparatorluğu'nun bir parçasıdır, ancak konumu onu Venedikliler, Cenevizliler ve Osmanlı İmparatorluğu için önemli bir hedef yapmıştır. Zayıf Bizans İmparatorluğu ve ticaret yolları için Cenova ve Venedik arasındaki savaşlar, Bozcaada/Tenedos'u stratejik bir yer haline getirmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde M.S. 350'den itibaren Konstantinopolis önemli bir şehir olduğunda, Bozcaada/Tenedos da önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir. İmparator Justinian, Bozcaada/Tenedos'ta büyük bir tahıl ambarı yapılmasını emretmiş ve ada ile İstanbul/Konstantinopolis arasındaki feribotlar adada büyük bir faaliyete sebep olmuştur. Nüfusun büyük bir kısmı muhtemelen binlerce insan feribotla ilgili mesleklerde çalışmıştır.

Ada, Venedik Cumhuriyeti'ne geçmeden önce Cenova ve Venedik arasındaki Chioggia Savaşı'nın (1381) bir sonucu olarak, nüfusun tamamı tahliye edilmiş ve kasaba yıkılmıştır. 1383'ün sonuna doğru, yaklaşık 4000 kişilik nüfus Euboea (Eğriboz) ve Girit'e gönderilmiş, adadaki binalar boş bırakılmışsa da Venedikliler limanı kullanmaya devam etmişlerdir.

1453 yılında liman, tek gemili bir Venedik filosu komutanı Giacomo Loredano tarafından Türk filosunu gözlemlemek için bir izleme noktası olarak İstanbul/Konstantinopolis'e giderken bu şehrin Türklere karşı nihai savunması haline gelecektir.

Osmanlı İmparatorluğu, ıssız ada üzerinde 1455 yılında kontrol sağlamış ve Osmanlı yönetimi sırasında adaya hem Yunanlılar hem de Türkler yerleştirilmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesinden sonra Bozcaada, Türkler için önem kazanmış ve 1455’te Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Bozcaada, Sultan II. Mehmet tarafından Bizans imparatorluğunu sona erdiren Konstantinopolis'in fethinden iki yıl sonra işgal edilmiştir. Ege denizinde Osmanlı İmparatorluğu tarafından kontrol edilen ilk ada olmuş, zorla tahliye edildikten yaklaşık 75 yıl sonra, II. Mehmet tarafından adanın kalesi yeniden inşa edilmiştir. Saltanatı sırasında Osmanlı donanması adayı bir tedarik üssü olarak kullanmış, adanın stratejik önemini fark eden Venediklilere gözdağı vermişlerdir. Giacopo Loredano 1464'te Venedik için Bozcaada/Tenedos’u almıştır. Aynı yıl Osmanlı Amirali Mahmud Paşa adayı tekrar ele geçirmiş, Osmanlı rejimi sırasında vergi muafiyeti sağlanarak ada yeniden yerleşime açılmıştır. Osmanlı donanmasında amiral ve haritacı Piri Reis, 1521'de tamamlanan Kitab-i-Bahriye’de Bozcaada/Tenedos'u ve adalarını işaret eden bir kıyı haritası da yapmıştır. İzmir/Smyrna'dan Çanakkale Boğazı'na kuzeye giden gemilerin genellikle ada ile anakara arasındaki yedi millik deniz şeridinden geçtiğini tuttuğu notlarda belirtmiştir.

Venedik'ten Tommaso Morosini, 1646'da Girit'ten 23 gemi ile İstanbul'a doğru yola çıkmış, Bozcaada/Tenedos'ta durmuş ancak gemilerinin yakılması ve mürettebatının çoğunun öldürülmesi yüzünden bir şey yapamamıştır.

1656'da Çanakkale Savaşı'ndan sonra Venedikliler adayı ele geçirmiş,1657 Mart'ında, bir Osmanlı Armadası Çanakkale Boğazı'ndan Venedik blokajını da geçerek, Bozcaada/Tenedos'u yeniden ele geçirmiştir. Zaferin ardından Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa adayı ziyaret etmiş ve onarımını yönetmiştir. Venedik işgali sırasında yıkılan caminin yerine Mıhçı Camii, 1 kahvehane, 1 fırın, 84 dükkan, 9 değirmen, 1 su değirmeni, 2 cami, 1 okul, gezginler için 1 han,1 ahır ve bir hamam inşa edilmiştir.

1659'da gezgin Evliya Çelebi, IV. Sultan Mehmed tarafından görevlendirilerek adaya gönderilmiştir. 1600'lerin kargaşası Bozcaada'da tedarik hatlarını engellediğinden tahıl kıtlığına neden olmuştur.

Osmanlının IV. Mehmed saltanatının sonraki yıllarında Rumeli'de karşılaştığı gerileme sonucunda, Sarı Süleyman Paşa’nın Sadrazam olduğu adadaki kuvvetlerin 1687 yılında ordudaki yaygın isyanlar sonucunda Sultan ve Büyük Vezir'in devrilmesiyle sonuçlanmıştır.

1691'de Venedikliler ve müttefikler adayı geri almak için bir savaş konseyi kurmuşlar, kısa zamanda bu fikirden vazgeçmişlerdir.

Osmanlı'yı ilk kez Avrupa diplomasisinin ana akımına getiren Karlowitz Barışı, 26 Ocak 1699'da Osmanlılar, Venedikliler ve çok sayıda Avrupalı güç tarafından imzalanmış, Venedik senatosu büyükelçisi Soranzo'yu Bozcaada/Tenedos üzerinden İstanbul'a göndermiştir.

Klasik Osmanlı döneminde, ada kadı marifeti ile yönetilmiştir.

Osmanlılar, Bizans adalarını Konstantin Mourousis ve Halil Hamid Paşa gibi devlet mahkûmlarının iç sürgününe yer olarak kullanma uygulamasını benimsemişlerdir. 1633’de Halep Ortodoks Kilisesi Ekümenik Patriği Cyril Contari, Osmanlı merkezî otoritesine 50.000 akçe ödemeyi vaat ettikten sonra ödeme yapamaması, kısa bir süre için adaya sürgün edilmesine yol açmıştır.

Türk mahallesinde büyük ölçüde evler bulunmaktadır. Bölge bugünkü haliyle 1702 tarihlidir ve Sadrazam Halil Hamid Paşa'nın mezarı da oradadır. Paşa, I. Abdülhamid’in yerine geçecek olan şehzade (veliaht prens) Selim ile birlikte sürüldükten sonra Bozcaada/Tenedos'ta idam edilmiştir. Mezar, tarihi bir anıt olan Alaybey Camii'nin avlusundadır. Başka bir cami olan Köprülü Mehmet Paşa Camii (Yalı Camii de denir) de bir başka anıttır. Türk bölgesinde Alaybey'de ayrıca hamam ve Namazgâh Çeşmesi de bulunmaktadır.

1807'de Rusların ve İngilizlerin ortak filosu Rus-Türk Savaşları sırasında adayı ele geçirmiş, Ruslar Çanakkale ve Athos'daki zaferlerini elde etmek için adayı askeri üs olarak kullanmışlardır. Bu işgal sırasında kasaba yakılmış ve birçok Türk yerleşimci adayı terk etmiştir.

Rus işgalleri ada için yıkıcı olmuş, kasaba yanmış, liman ve neredeyse tüm binalar yıkılmıştır. Adalılar kaçmış ve Bozcaada bir kez daha terk edilmiştir. 1822'de, Yunanistan Bağımsızlık Savaşı sırasında, Konstantinos Kanaris yönetimindeki devrimciler bir Osmanlı filosuna saldırmayı ve gemilerinden birini Bozcaada/Tenedos'ta yakmayı başarmışlardır. Bu olay Yunan Devrimi için büyük bir moral olmuş ve Avrupa Güçlerinin dikkatini de çekmiştir.

Tanzimat'ın 1852 Yasası Türk adalarını yeniden düzenlemiş ve Bozcaada/Tenedos Adası sancağına kadar sınırlandırılmıştır.

Konu ile ilgili Podcast yayınını da buradan dinleyebilirsiniz.

Dr. Ayşin Nalân YETMEN

Lojistik ve Ulaştırma Bilim Uzmanı

Sualtı Dünyam

2017 © Copyright by Peter Salvatore