Lefteris ve Eleni

Lefteris ve Eleni

LEFTERİS ve ELENİ, OZAN ve DESPİNA,ve ARİS LAZARİS

Yıl 1923, savaş bitmiştir ve artık Türkiye yeniden toparlanma sürecindedir. Mübadele konuşulmaktadır ve iki halk da tedirgindir. Lozan Anlaşması yapılmış ve beklenen olmuştur. Anadolu’daki Hristiyanlar Yunanistan’daki Müslümanlar yer değiştirecektir... Midilli, Yunan adası ve orada yaşayan binlerce Türk, vatan olarak benimsedikleri evleri, ocakları, tarlaları, her gün görüştükleri sohbet ettikleri yardımlaştıkları arkadaşları kardeş bildikleri komşuları, sevdikleri ve illa ki hayalleri…

Midilli, Müslüman nüfus nerden bakılsa 25 bin! Evet, fazlası var eksiği yok! 25 bin Türk, doğup büyüdükleri toprakları ve sevdiklerini bırakıp temelli Anadolu’ya gidecektir. Gittiğinde de aynı şartları bulmak mümkün değildir. Adanın tamamına sahip olunsa bile yine de Türkiye’ye gittiğinde verilecek olan sadece bir ev ve 90 zeytin ağacından oluşan bir mal varlığıdır.

İzzet Kabakçı adında Midilli’li bir Müslüman delikanlısı adada güzeller güzeli Eleni’ye âşık olmuştur. Öyle bir aşk ki! Ne İzzet doğduğu toprakları, ne de aşkı Eleni’sini bırakamamıştır. Herkes akıl vermiş, “yapma, olmaz, böyle bir şey kabul görmez” lakin İzzet dinlememiştir.

Mübadele günü geldiğinde ailesini tekneyle Türkiye-Ayvalık’a gönderip, kendi de doğru kilisenin yolunu tutmuştur. Kilisede, vaftiz olduktan sonra Lefteris ismini almıştır. Mübadele Türk ve Rum vatandaşların değişimi olmadığından (Hıristiyan Müslüman değişimi) artık ortada hiçbir sorun kalmamıştır. İzzet de Eleni ile evlenmiştir.

O dönemde Rum olmayan ve tek kelime Rumca da bilmeyen Hıristiyanlarla, tek kelime Türkçe bilmeyen Müslümanlar da yer değiştirmiş, bu da o zamanlar büyük sorunlar yaratmıştır.

Eski Müslüman İzzet, yeni Hristiyan Lefteris Kabakçı, Eleni ile çok mutlu bir hayat yaşamaktadır. Bu beraberlikten bir sürü çocukları olmuş, ailesini Türkiye’ye gönderdiğinden ve Elenisi ile çocuklarından başka kimsesi olmadığından İzzet Lefteris de çalışmış, çabalamış ve durumunu iyice düzeltmiştir. Eskilerin hali vakti yerinde dedikleri hale gelmiştir.

Derken 2. Dünya Savaşı patlak vermiş ve İtalyanlar, Yunanistan üzerinden geçip Kuzey Afrika’ya inmek istediklerini bildirmişlerdir.

Mussolini Yunanistan’a “Yolu Açın! Geçelim.” şeklinde bir ültimatom vermiştir.

Yunanistan devleti, bu ültimatoma aldırmadan 28 Ekim 1940 günü İtalyanlara “ohi!” (hayır!) cevabı vermiş ve o günün adı “Ohi Günü” olarak kalmıştır. Yunan komşularımız bu günü halen coşkuyla kutlamaktadırlar.

Bundan sonra gelişecek olaylarda, İtalya Yunanistan’ı ezerek askerlerini Yunan topraklarından geçirecektir...

İzzet yani Lefteris istese ailesini alıp Türkiye’ye akrabalarının yanına gidebilecekken, buna hakkı olduğu halde kalmayı tercih etmiştir. Aksine gidip Yunan ordusuna asker olarak kaydını yaptırmıştır. Yüzbaşı rütbesi verilen İzzet, savaşa katılmış, Arnavutluk sınırında bulunan Pindos dağlarında çarpışmış ve dönüşünde kahraman olarak karşılanmıştır. Karşı koyulması sebebiyle İtalyanlar da bu dağları aşamamışlar ve vazgeçmişlerdir.

İtalyanlar dağları aşmayı başaramayınca, bu sefer Yunanistan’a Nisan 1941’de Almanlar girmiş ve enteresan bir şekilde diğer adalara ayak basmayan Almanlar Midilliye gelmiştir. Lakin Yüzbaşı Kabakçı bu sefer de kaçmamıştır.

Bu arada belirtmek gerekirse Midilli adasının bir özelliği de halkın büyük bir çoğunluğunun komünist olması ve adanın diğer bir adının da “Kızıl Ada” olarak geçmesidir. Almanlar komünist partizanları yakalayıp yakalayıp kurşuna dizmiş ve komünistler için tek çare savaşa uzak duran Türkiye’ye kaçarak kurtulmak olmuştur. Partizanların kaçmasına da yine kahramanımız yardım etmiştir. Yani Yüzbaşı İzzet Lefteris teknesiyle yüzlerce insanı Türk kıyılarına götürüp, onların hayatlarını kurtarmıştır.

Fakat maalesef, kendini kurtaramamıştır…

Almanlar bir efsaneye dönüşen Lefteris Kabakçı’nın peşine düşmüş ve 15 Mayıs 1943’te Dikili açıklarında, yine komünistleri taşırken yakalamışlardır.

Eleni ve Lefteris kimdir, İzzet lefteris kabakçı kimdir, İzzet Lefteris kabakçı, eleni ve Lefteris aşkı

23 Mayıs’ta kurşuna dizilmiştir. Yıllar sonra 2000 yılında Midilli’nin hemen girişinde 2. Dünya Savaşı kahramanları için bir anıt heykel dikilmiş ve heykelin üstüne Lefteris Kabakçı’nın da adı yazılmıştır.

2006 yılında, Lefteris’in “İzzet” iken Türkiye’ye yolladığı ailesinin torunları Ayvalık’tan kalkıp Midilli’ye gelmiş, İzzet’in yeğenlerinin çocukları, torunları, İzzet amcalarının izlerini aramış ve evini bulmuştur.

Ve bu yaşananlardan sonra, İzzet’in yeğeninin torunu Ozan, amcasının akıbetine uğramıştır. Midilli’de Despina adında bir kıza âşık olmuş, bu sadece aşkla da kalmamış ve 2007 yılında da evlilik ile noktalanmıştır. Bu evlilikten bir oğulları dünyaya gelmiş ve âşıklar yazları Ayvalık’ta, kışları ise Midilli’de yaşamaya devam etmişlerdir.

Hikâye bitmemiştir.

İzzet Lefteris’in akrabalarını Midilli’de gezdiren rehber Aris Lazaris ki soyadı “ Laz-aris”, kendisi Trabzonlu olup bir Türk kızıyla evlidir.

Aris, hikâyeyi aileden öğrendikten bir zaman sonra, 2010 yılında Midilli belediyesine gitmiş ve “Başkan, sen anıta Lefteris Kabakçı yazdırmışsın ama o adamın tam ismi İzzet Lefteris Kabakçı’dır.” şeklinde açıklayınca Başkan anıttaki ismi “İzzet Lefteris Kabakçı” diye yeniden yazdırmıştır.

Savaş zamanları acılar, ayrılıklar olsa da güzel taraflarının olduğunu da görmek hala iyi insanlar olduğunu kanıtlamaktadır.

Konu ile ilgili PodCast yayınını buradan dinleyebilirsiniz. Dr. Ayşin Nalân YETMEN

Lojistik ve Ulaştırma Bilim Uzmanı

Sualtı Dünyam

2017 © Copyright by Peter Salvatore