Dive/Dalış

Dive/Dalış

Uzun yıllar önce Uğur Dündar bir programında, daha önce çekim yaptığı bölgeyi monitörden izlettiği kişilere mikrofon uzatarak “Burası neresi?” diye soruyordu. Yunanistan, Amerika, Londra, Berlin cevap olarak verildiği halde bir türlü gösterilen yerin neresi olduğu bilinmiyordu. Hiç kimsenin aklına gelmiyordu ancak gösterdiği yerlerin hepsi Türkiye’den bir yerdi: Bağdat Caddesi! Gösterilen yerdeki çeşitli şekil ve boyutlardaki tabelaların ortak özelliği Türkçe içermemesiydi ve tabii hiç kimsenin aklına bu oranda yabancı kelimelerin, Türkiyedeki tabelalarda yer alabileceği gelmiyordu. Oysa bu konuda masum yıllardı, henüz Türkçe’ye bugün olduğu oranda yabancı kelime girmemişti. Girmemişti ama sınırda bekledikleri kesindi.

dive dalış, dive/dalış, Mehmet Avadan, Mehmet Avadan yazıları, Uğur Dündar programı, Scuba, balıkadam Tüplü Dalış Sırları isimli kitabımı yazarken olabildiğince Türkçe kelime kullanmaya özen gösterdim. Tabii alışılmış, yerleşmiş yabancı kelimeleri de olduğu gibi kullanarak… Bana göre dil anlaşmak içindir, anlaşılmak içindir. Hiç birimiz elimizde sözlük dolaşmadığımızdan yeni kelimeler kullanıldığında anlaşmak/anlaşılmak zaman alıyor. Oysa anlaşma/anlaşılmak anlık olmalı, hemen olmalı ve dil bunun için vardır. Kısmen de başarılı olduğumu sanıyorum.

Yıllar önce yapılan yönetmeliklerde, yabancı dilde “scuba” olarak tanımlanan aktivite “aletli dalış” olarak yer aldı. O zamanki yöneticiler öyle uygun görmüştü. Uzun süre aletli dalış olarak anıldı gönül verdiğimiz aktivite. Daha sonra yönetim değişti, tabii anlayış da… Aletli dalış yerini “donanımlı dalış”a bıraktı. Bu değişim yapılan yönetmelikte yer aldığında yapılan savunma “alet” kelimesinin Türkçe olmadığı yönündeydi. Elbette alet de aletli de Türkçe değildir ama alışılmış, iki yönetmelikte yer almış hatta günlük hayatta kullanılagelen bir kelimeyi değiştirmekle kullanılmasını sağlamak her zaman mümkün olamıyor. Bu değişimi yapan yönetim “disiplin” yerine öztürkçe “eğitim dizgesi” demeyi ve yazmayı uygun buldu. Halen bu kelimeler tedavülde ancak anlayan, kullanan sayısı o kadar sınırlı ki, muhtemelen ilk kez burada duyanlarınız dahi vardır. İşin acı tarafı öztürkçe kelime peşinde koşanların isimlerine baktığımızda ya Arapça ya da Farsça oldukları görülüyor. Kendi isimlerini kanıksayanların terim değiştirmekte bu kadar mahir olacağını doğrusu düşünemezdim.

Balıkadam, Türkçede ve İngiliz İngilizcesinde (Fishman) anlam bulan keyifli bir kelimedir. Tüple dalan kişileri tanımladığını bilmeyenimiz yoktur. Ancak yabancı dil kullanma merakımız, bire bir tercüme sonucu “dalıcı”yı icat etmiştir. Çok da yaygın kullanılıyor. Öyle ki dünyanın ilk sportif dalış kulüplerinden olan bir kulümümüz, balıkadam resmi adında geçmesine rağmen eğitimlerinde “dalıcı” kelimesini kullanmayı yeğliyor.

Mevcut dalış mevzuatına göre sportif dalışta amir kuruluş Türkiye Sualtı Sporları Federasyonudur. Dalış merkezleri de bu federasyona bağlı olarak çalışırlar ve yıllık aidat ödeyerek dalış yaptırmak için yetki belgesi alırlar. Çoğunun tabela ismi yetki belgesinde de yer alır. Yani yetki veren federasyon bu isimleri görür ve onaylar. Alet kelimesini donanımla değiştirme gerekçesini alet kelimesinin Türkçe olmamasına bağlayan kuruluş çoğu batı dillerinden olan dalış merkezi isimlerine ses çıkarmaz. Buradan da anlaşılan İngilizce, Fransızca, Almanca gibi dillere ait kelimelerin Türkçede kullanılması uygundur, Arapça ya da Farsçaya geçit yok!

Dalış merkezi sahiplerinin yabancı dilden tabela isimleri seçmeleri, sorulduğunda Turizm gereğidir. Tabii inanırsanız… Hasbelkader 9-10 ülkeyi bilirim, bir kısmına iş için gittim bir kısmına turizm amaçlı olarak… Hepsinde de kendi dillerinde tabelalar çoğunluktadır ve bazılarında turistin işini kolaylaştıracak açıklamalar evrensel dillerin birinde yapılır. Çin’de İngilizce tabelaya sahip, Ukrayna’da Fransızca tabelası olan bir mağaza ne kadar doğal olabilir sizce? Aynı şekilde dünyada en fazla nüfusun konuştuğu 5.dil olan Türkçemizi bırakıp İngilizce yazdığımız tabelaya ne kadar turistik diyebiliriz? Antik çağdan kalma şehirlerimizin bir kısmındaki tabelalarda o şehrin antik çağlardaki adı çokça kullanılır. Bence tarihse tarih, turizmse turizm, doğru davranıştır.

Elbette ki yerleşmiş bazı teknik terimleri anlaşılmak adına kullanmamızda sakınca olmamalıdır. “BiSi” dediğimizde denge yeleği anlaşılıyor ancak “denge yeleği”ni kullanmamız daha şık olmaz mı? Bunu rahatlıkla örnekledim çünkü artık denge yeleği de “bisi” kadar kullanılmaktadır. Ancak “regülatör” yerine “düzenleyici” demek anlaşılmaktan uzaklaştıracaktır.

Bazı türkçe kelimeleri yabancı dilde yazmak da son yıllardaki dil dejenerasyonunun geldiği son noktadır. Paşa yerine “Pasha”, “Çilek” yerine “Chilek” yazmakla, hem Türkçe hem de İngilizce katledilmektedir… Örneği çoğalmanın mümkün olduğunu biliyorsunuz…

Maalesef çoğunluğumuz bilmez : Türk Dil Kurumu her yıl Türkçe isimli tabela ve markalara özel ödüller veriyor. Elbette başka şartları da var ödül almanın ama dalış merkezleri neden böyle bir ödüle layık görülmesin?

Lütfen Türkçemize sahip çıkalım, çıkmayanları uyaralım… Turizm doğallıkla mümkündür ve dil konusunda dik durduğumuz ölçüde turizm potansiyelimiz olacaktır. İyi dalışlar,

Yazı: Mehmet Avadan

Sualtı Dünyam

2017 © Copyright by Peter Salvatore