Dalış ve İnsan Psikolojisi

Dalış ve İnsan Psikolojisi

Herkese merhabalar.

Herkese merhabalar.

Umarım keyifli, huzurlu bir hafta geçirdiniz. Geçen hafta belirtmiş olduğum gibi, yavaş yavaş dalış konuları hakkındaki bilgi, birikim ve tecrübelerimi , dalışın insan psikolojisi üzerinde yaptığı olumlu ve olumsuz etkileri üzerinde yoğunlaşacağım.

Bilindiği üzere, insan bedeninin yüzde %65-70’ i sudur. Her ne kadar suya adapte olabilen canlılar olsak da, su ortamı aslında bizim için bir misafirhanedir. Balıkadam olsak da suyun dinamiklerine, fizik ve matematiğine göre hareket etmemiz gerekir. Dalış yapmanın insan psikolojisi üzerindeki etkileri nelerdir ona bakalım.

Denizler,okyanuslar, göller... sadece tatlı ya da tuzlu su birikintilerinden oluşmadığını bizlere öğretir. Orada bir ekosistemin döndüğünü, bu doğrultuda yaşadığımız kara hayatından daha düzenli bir şekilde bu döngünün hareket halinde olduğunu görürüz. Tabii bunu fark etmek zaman almaktadır. Ancak ve ancak kendinizi, ruh halinizi oraya odaklarsanız daha net bir şekilde hisseder ve sorgulamaya başlarsınız. Yüzeye döndüğünüzde , kendi yaşam dünyanızla sudakini karşılaştırmaya başlarsınız. Sualtı her ne kadar bir çok insan için ürkütücü,klostrofobik bir alan olarak tahmin edilse de, aslında zihnin medite olduğu ve kendi kendinizle tek başınıza kaldığınız yerdir. Ekosisteme, uyumlu ve saygılı olduğunuz sürece orada size, sizden başka kimse zarar veremez. O derin mavi dünya, size bambaşka bir boyut katar. Bütün sivrilikleriniz, git gide yumuşamaya, kırılmaya,hayata , insanlara bakışınız, iş dünyasındaki, o anlamsız zavallıca yapılan entrikalar size saçma sapan gelmeye başlar.

dalış ve insan psikolojisi, Peter Salvatore, Sualtı Dünyam, Abzu Technical Diving team, dalışta psikoloji

Neden dersiniz ?

Çünkü, aşağıda dipte tanık olduğunuz, gözlemlediğiniz herşey öyle doğaldır ki mevcut günlük yaşamınızın neden böyle olamadığını, neden insanların maskelerle gezdiğini size sorgulattırır. Dipte geçirmiş olduğunuz o süre zarfında, adeta, harikalar diyarında olduğunuzu görür ve bütün sıkıntılarınızı bir kenera atarsınız. Doğa, siz farkında olmadan sizi yavaş yavaş yontmaya başlamıştır bile. Git gide, yaptığınıza aşkla bağlanırsınız. Daha çok öğrenmeye açık olup merak edersiniz. Çevreniz ona göre şekillenir. Saymış olduğum, maskelerle gezen insanlar gitgide azalmaya, etrafınızdan yok olmaya başlar, çünkü bilinciniz, farkındalığınız, sorgulamalarınız değişmektedir. Doğanın bu güzel zehri, artık size de karışmıştır ve bundan kopmanız imkansızdır zaten kopmayın da. Sadece onunla yaşamayı öğrenin. Bu zor birşey değil. Bazen bana sorarlar “ Ne anlıyorsun dalmaktan, sana ne katıyor?” Bu soruya cevabım ve karşımdaki insana sorduğum soru genelde hep aynı oluyor. Ne mi anlıyorum?

Çok şey....

Hayatın nasıl döndüğü, oradaki en küçük mikro organizmanın bile, bizim hayatımızı nasıl şekillendirdiğini... İnsanın dipte aşağıda, yeri geldiğinde ne kadar çaresiz ve aciz olduğunu, takım olmayı ve takımca hareket etmeyi, yardımlaşmanın önemini, egolarının tamamen yok olduğunu ve daha bir çok şey... “Peki sen ne anlıyorsun AVM’ lerde gezmekten, hayatının her anını kapalı, dört duvar içinde geçirmekten” Diye sorduğumda, cevap genelde hep aynı olmakta. “ Ne yapayım ki ? Ne yapabilirim ki başka ?”

O kadar çaresizce verilen cevaplarki bunlar. Çok şey var yapacak, tabii ki benim gibi dal, oraya git buraya git, demiyorum buna mecbur değil kimse. Ya da dağın tepesine de çıkmak zorunda değilsin. Haftanın beş, altı gününü sabahtan akşama kadar tek düze bir işle dört duvar arasında geçirip, ardından eve gelip yine duvarlar arasında geçirirsen ve bunu hiç durmadan robot gibi yapıyorsan, psikolojinizin iyi olmasını beklemek pek mantıklı gelmeyecektir size. Hırsla, bir hışımla çalışıp, senelerce köşeye koyduğun birikimini, daha ileride, yaşlılığında harcamak hayali kurmak ne kadar gerçek olabilir.

Acaba o parayı harcayabilecek misin ?

Buna ömür izin vericek mi ?

Yoksa, hastalanıp, kazandığın birikiminde kat ve katını hekimlere mi harcayacaksın ?

Ve sonrasında siz buna sağlıklı mutlu yaşam mı diyeceksiniz?

Çoğumuz , çocuk yetiştiriyoruz. Eğer herşeyden bihaber, fanus içinde yetiştirirsek, nasıl mutlu bireyler olabilirler ki? Aslında herkes kendi seçimlerini yaşar, öyle ya da böyle. Sevdiğiniz şeylerin, hayallerin peşinden gidin, bırakın kim ne derse desin, bu anneniz babanız da olsa. Geriye dönüp keşkeleriniz olmasın hiç. Keşkeler cok yorucudur, üzücüdür. Hayatta, keşfetmek , öğrenmek kadar güzel bir duygu, his yoktur ve sonsuzdur bu duygu, ta ki siz pes edene kadar. Kendi bedeninizi, hayatınızı keşfeder ve ne sevdiğinizi bulabilirseniz, mutlu, huzurlu bir birey olursunuz, etrafınızada bunu yansıtırsınız. Aksi takdirde ne kadar çok kazanırsanız kazanın, bir noktaya geldiğinizde yine başa sarmış olursunuz ve bu durumda mutsuzluk kaçınılmazdır. O yüzden benim elimden bir şey gelmiyor, ne yapabilirim, kader bu, gibi kendinizi ezdirecek, aciz görecek yaptırımlardan uzak durmaya çalışın. Zamanlarınızı, dolu geçirin. Su kenarlarına gidin. Açın rejisör sandalyenizi ve deniz karşısında oturun, o havayı ciğerlerinize çekin. Bakın psikolojiniz,sağlığınız nasıl düzelecek. Bunu yapmak için trilyoner olmanıza gerek yok. Sadece biraz farkındalık ve bilinç. Bari siz bunu yapmıyorsunuz, çocuklarınız için onların beden ve ruh sağlığı için yapın…

Hepinize sağlıklı, huzurlu bir hafta dilerim. Youtube kanalıma arzu ederseniz abone olup takip edebilirsiniz. Sualtına meraklıysanız burada yapmış olduğum çekimler ve gelecek olan belgesel projeleri de yer alacaktır. Aşağıdaki linkten abone olup takip edebilirsiniz. Doğada ve mavide kalmayı unutmayın.

Youtube: My Under Water World

Instagram: peter_salvatore

Web Site: www.psalvatore.com

Facebook: Peter Salvatore

Bir sonraki yazıma kadar şimdilik hoşçakalın.

Peter Salvatore.

Abonelik Formu

* gerekli yerler

Sualtı Dünyam

2017 © Copyright by Peter Salvatore