EGE ve DENİZ TİCARETİ

EGE ve DENİZ TİCARETİ

Deniz; şiirlerin, romanların, romantizmin konusu olduğu kadar uygarlıkların gelişimi için de önemli bir kapı olmuştur. Özellikle deniz ticaretinin gelişmesi ile birlikte kültürler arası aktarım ve gelişme hızı artmış, deniz aşırı ekonomik ve kültürel paylaşımlar sayesinde de kültürel geçişler ortaya çıkmıştır. Deniz ticaretinin gelişimine bakılarak, uygarlıklara kattığı değerler sebebiyle denizin önemi ve denize duyulması gereken saygı bir kez daha anlaşılmalıdır.

M.Ö. yaklaşık 3000'de Girit Adasında, Minos Uygarlığı’nın kurulması ile birlikte deniz ticareti yapıldığı görülmektedir. Tahta parçalarının birleştirilmesi ile bir direk, bir yelken ve ambarı olmayan, şimdiki Kırk Ambar gemilerinin ilk örneklerini temsil eden basit teknelerle deniz ticareti başlamıştır.

Batı Anadolu'daki bir medeniyet olan Akalar, ticaret yollarının bitiş noktasında bulunmaları, tarım ve deniz ticareti sayesinde zenginleşmeleri sonucunda kültürel ve bilim yönüyle Anadolu Medeniyetlerinin en gelişmişi konumuna gelmişlerdir. M.Ö. yaklaşık 2000'de Akalar tarafından kurulmuş olan Miken Medeniyeti’nin Mora Yarımadası, Yunanistan, Girit ve Kıbrıs'ı işgal etmiş olması deniz ticaretinin gelişmesine katkı sağlamıştır.

Tarımdan ziyade denizcilik ve deniz ticareti üstünde yoğunlaşan Fenike Medeniyeti ise M.Ö. 1900 ve 1600 arasında Akdeniz'e hâkim olmuşlar, doğuda Kıbrıs'tan batıda Ege Denizi, İtalya, Kuzey Afrika ve İspanya'ya kadar uzanan büyük bir alanda ticaret merkezleri ve koloniler kurmuşlardır. Dışarıdan aldıkları değerli madenler ile kendi ürettikleri şarap, zeytinyağı ve en önemlisi de anayurtlarının kıyılarından başlayarak Lübnan'ın dağlarını kaplayan ünlü sedir ağacından elde ettikleri kereste ticaretiyle zengin olmuşlardır.

İlk büyük Fenike limanına, tarih öncesi kâğıttan – papirüsten – hareketle Byblos adını vererek, o dönemde silme(armuz) kaplamalı Akdeniz’e özgü tekneleri ile Doğu Akdeniz’de, Mısır ile Fenike arasında yoğun ticaret ilişkileri kurmuşlardır.

Ege ve Deniz Ticareti, Ayşin Yetmen, İyonlar kimdir, Ayşin yetmen yazıları, Fenike limanı, tares kenti

M.Ö. 1400 ve 1200 arasında Ege ve Doğu Akdeniz’in her yanına dağılan halk toplulukları kavimler halinde Ege kıyılarına kadar gelirken, Kavimlerden Aioller Bati Anadolu'da, Büyük ve Küçük Menderes ovalarına yerleşmişlerdir. Lidya Krallığı bünyesinde 12 kıyı kenti kurarak, site denilen bu kentlerde deniz ticaretini geliştirmişlerdir.

Lidya döneminde Tralles kenti; Karya, Kilikya, Suriye, İran ve Uzak Doğudan gelen ticaret mallarının toplandığı ve Ege limanına gönderildiği Lojistik Merkezi’nin ilk örneği olan dağıtım merkezi konumunu almıştır. Ayrıca Büyük Menderes vadisinde yetiştirilen tarım ürünlerinin, Milet limanından Yunanistan, Roma, Mısır ve Fenike'ye ihraç edildiği de görülmektedir.

Yine M.Ö. 1200 yılında Dorlar tarafından kurulan Yunan Medeniyeti, denizcilikte ilerlemişler ve kolonicilik faaliyetlerinde bulunmuşlardır. İzleyen süreçte kültürlerini deniz ticareti yoluyla Batı'ya taşımışlardır.

Doğu Akdeniz’de M.Ö. 800 – 650 yılları arasında, deniz ticaretinde Asurlular'ın egemenliği de görülmektedir. İyonlar, M.Ö. 1050 – 546, güçlü askeri ve deniz filolarıyla Kuzey Ege, Marmara denizi çevresi, Karadeniz’de kendilerine bağlı pek çok ticari amaçlı koloniler kurmuşlar; tarım ürünleri, kumaş, kâğıt, zeytinyağı, şarap, maden, kereste ve süs eşyaları ticareti yapmışlardır. Ege, Akdeniz, Yakındoğu, Hindistan ve Çin arasında gelişen büyük bir ticaret ağıyla beraber deniz ticareti bu dönemlerde kıyı ticareti şeklinde gelişmeye başlamıştır.

Antik dönemlerde Hindistan’ı Güneydoğu Asya’ya ve Doğu Afrika’ya bağlayan çok sayıda ticaret yolu mevcut olup, Antik Mısırlılar Afrika ve Arabistan üzerinden Kızıldeniz boyunca baharat ticareti yapmışlardır. Arap Denizi ve Bengal Körfezi arasındaki deniz ticareti Güney Asya’da yazın Güneybatıdan, kışın da Kuzeydoğudan esen Muson Rüzgârları sayesinde gelişmiş ve Doğu ve Batı dünyalarını birbirine bağlayan en önemli ticaret yolu olan ve uzantısı Ege Denizi’nde biten İpek Yolunun ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Binlerce kilometre uzunluğundaki kervan yolları da Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Anadolu kıyılarına kadar ulaşmakta ve ipek, porselen, kağıt, baharat ve değerli taş gibi Uzakdoğu malları buralardan deniz yoluyla Avrupa’ya dağıtılmaktadır.

Ayşin Yetmen yazıları, Ege ve Deniz ticareti, Tares kenti, Fenike limanı,  Fenike medeniyeti

İpek Yolu başlangıçta ekonomik ihtiyaçtan, yani insanların ihtiyaçlarını karşılama çabalarından ortaya çıkmış, ekonomik ihtiyacın yanı sıra diğer sosyal kültürel ilişkilerin kendiliğinden kurulmasına, gelişmesine yol açmıştır. Türkler için bu yolun önemi bir Özbek atasözünde şöyle anlatılmaktadır; “Kainatta iki büyük yol vardır; Gökyüzünde Samanyolu, yer yüzünde İpek Yoludur”.

Batı dünyasını doğunun zenginlikleri ile buluşturan bir diğer önemli deniz ticaret yolu da kara ve deniz yollarından oluşan Tütsü Yolu olmuştur. Bu ticaret ağı Akdeniz limanlarından Mısır’a uzanarak Arabistan’a Hindistan’a ve daha da ötesine gitmektedir. Başta Arap tütsüsü ve Mür olmak üzere Hint Baharatı, değerli taş, inci, abanoz, ipek ve dokuma ürünleri, ahşap, deri, tüy ve altın deniz yoluyla taşınmıştır.
Konu ile ilgili Podcasti de buradan dinleyebilirsiniz. Dr. Ayşin Nalan Yetmen

Sualtı Dünyam

2017 © Copyright by Peter Salvatore